pamuk ipliği…

kendini hakir görebilir, gereksiz yargılarla uğraşırken bulabilir, veya bir hiç uğruna kendini satmandan duyduğun vicdan azabı ile baş ederken yorgun düşebilirsin… rutin tarafından yutulurken, sırtını dayadığın duvardan kaynaklanan karıncalanma hissi ile uykun gelebilir, uyumayı; kısa süreli bir “ölüm” olarak kabul edebilir, kalbine giden damarların pıhtılaştığını hissedebilir, veya zihninde oluşan kabarcıkların kısa süreli hayatlarını didiklerken görebilirsin aynada kendini!..

sirkeye yatırılmışlık hissi sarmış olabilir her tarafını… deri parçalayan kaşıntı, saç kopartan baş ağrısı… bir gözün yatakta, diğer gözün balkonda olabilir… pamuk ipliği bile kalın kaçar… zamanı istediğin gibi bükebileceğinin kanıtıdır!..

maloluş…

rüyalarındaki orospuyu asla elde edemeyeceğini bile bile yaşayarak kendini kandırabilirsin, fakat bilinçaltın bu oyuna gelmeyerek, senin enerjini her geçen gün biraz daha fazla tüketir, seni kişilik çatışmalarına sokabilir, veya kaybolmuşluk hissi yaratarak seni metafiziksel saçmalıkların içinde boğabilir…

uyanık olmalı, biraz olsun kulak kabartmalı ve ara sıra da olsa yalandan gülümseyerek kendi iç savaşımlarını deşifre etmemelisin. bu senin değerini düşürür, son saygınlığını da yitirtir, seni içten içe eriterek görünmez bir canavara dönüştürür…

tüm yaşamını ortam sarhoşluğu tadında geçirmiş gibisin. zorakiliğe duyduğun tiksinti genzine yapışmış balgam kıvamında. çürük diş kokusu nefesinle bütünleşmiş. kanayan diş etlerin ağır bir ölümün habercisi gibi. yavaş yavaş çürürcesine ufalanıp hiçliğin içerisinde kaybolarak, karşı atağa geçmeden, kafa düşürücü sikik kaderinin tayin ettikleriyle yetinerek, maloluşun doruk noktalarına doğru koşar adım yol alarak, diri diri gömülmeyi en ince ayrıntısına kadar yaşayarak, “neşe” kavramını sorgularken buluyorsun kendini…